ERC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ERC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.5.08

Uzun aradan sonra - ERC ve Offroad

Uzun ara için kusura bakmayın. Çeşitli sebeplerle e-posta okuma haricinde internet ortamından ayrı düştüm.

Dönüşü en son katıldığım iki yarışı sunarak yapmak istiyorum:

5 Nisan 2008 Avrupa Ralli Şampiyonası ERC

1 gün hazırlık ve antrenmanlar, 2 gün yarış. Ancak bizim görevli olduğumuz etap tek gün koşulduğu için günübirlik katıldık yarışa.

Sabah servis alanındaki merkezimize gittik.
Takımlar son hazırlıklarını yapıyorlardı.














Pilotlar da son hazırlıklarını yapmaktalardı.
Görüldüğü gibi kasklar olması gereken yerde.

Bilgi notu: Servis alanından doğrudan özel etaba başlamadıkları, yani yarışa geçmedikleri için korumaları hemen takmalarına gerek yok.






Hazırlıklarını tamamlayan yarışmacılar servis alanını terk edip etaplara doğru yola çıkmaya başladılar.

Tabii biz onlardan önce yola çıkıp iş başına geçtik.







Yakın noktalarda görevliydik zevcemle.
O zamanlarını kontrol edip işliyordu.











Sonra bize yönlendiriyordu.













Biz de yarışa başlamalarını sağlıyorduk, doğru çizgiden, doğru zamanda.











Tabii yemek arasında bir araya geliyorduk.












Ama beraber vakit geçirmenin yanında çevrenin de tadını çıkarmayı ihmal etmedik.











Ve 12 Nisan 2008 Offroad yarışı

Yarış yine Şile'deydi. Sabahın erken saatlerinde merkezimize gittik.











Görev planımızı öğrendikten sonra malzemeleri araçlara yükledik.












Ve etaplara doğru yola koyulduk.












Etabın başladgıç noktasındaki arkadaşları bıraktıktan sonra etabı katederek sondaki görev yerimize varmak üzere devam ettik.

Ancak bir noktadan sonra binek otolarla biz görevlileri taşıyan minibüs için devam etmek imkansız hale geldi.








Biz de kurtarma görevi yürütecek olan abilerimizin araçlarına geçtik.

Huzurlarınızda Rescue 4'de pozisyon alacak CJ5.









Görev yerimize varır varmaz noktamızı kurup işimizi yapmaya hazır halde beklemeye başladık.











Yerimiz Sapmazlar Köyü, Sintaş Beton Etabı FF noktası.















Çok güzel bir köy. Sessiz, sakin, doğal.

Zaten bahçelerde park etmiş lüks otomobillerden, parası olanların kafa dinlemek için buraya kaçtığı anlaşılıyor.









Araçlar 2 kez geçecekti bizim etaptan.
Önceki etaplar zorlu olduğu için bize pek azı dayanabiliyordu.












İlk geçiş bittikten sonra hemen köye daha yakın olan Stop noktasına gittik.

Bu güzel çift arada sırada bizi süzüyordu.









O bölgenin güvenliğinden sorumlu etapçı abimiz her offroadcu gibi fevkalade hazırlıklıydı. Gider gitmez sucuk ekmeğimizi elimize tutuşturdu.














İkinci geçişte araçlar biraz daha azalmıştı.












Ama heyecan hiç azalmadı.
Tabii yuttuğumuz toz da.












Şu geçiş aldığımız taddan ufak bir parça verebilir size.



14.5.07

Kısa Motor Gezim

Cumartesi akşamı derbi maç münasebetiyle yaptığımız Ortaköy gezisinden sonra parka çektiğim Kara Şimşek’im içten içten çağırıyordu beni. Hafta başında Rü’nün şehirdışına çıkıp Çarşamba akşamı dönmesi bile bana ikitekerimin üstüne çıkma fırsatı vermedi. Perşembe günü boynu bükük haline dayanamayıp, bütün günün iş yorgunluğuna rağmen, ne zaman binebileceğimi bilmeyerek temizledim. Cuma sabah Rü ile beraber çıktık evden. O, ERC/IRC Rallisi’nin Türkiye ayağı olan Fiat Rallisi Tag Start’ında güvenlik olarak görev almak için Sultanahmet’e, ben ise işe. Oradaki işini bitirip Pendik sahilindeki Yarış Merkezi/Servis Alanı’na ulaşması, trafik rezaletiyle beraber gecenin dar vaktini buldu. Ben işten dönüp akşam yemeği derdinden kurtulduktan sonra dayanamayıp atladım ikitekerimin üstüne. Şehiriçi trafik antreman ve adrenalininden sonra Caddebostan’dan sahil yoluna çıktım. Sahilden devam ettikçe trafik seyreldi, Bostancı’dan sonra motorumun tadını çıkarmamı engelleyecek tehlikeli sürücülerden neredeyse hiç kalmadı. Deniz çizgisini tatlı kıvrımlarla takip eden yol, ağır vasıta geçmediği için bozulmamış asfalt, (o saatte bile faal olan) bölge bölge yerleşmiş mangalcıları saymazsak temiz hava… Maltepe’ye kadar gitmişim kendimi kaptırıp. Şehir ve ışıklarını arkama alarak kayalıklarda oturup azalmış ışık kirliliğiyle parıltılarını artırmış yıldızlar ve titrek adalar ışıkları eşliğinde 10-15 dakika dinlendikten sonra Rü’nün sesini duyayım dedim. Saat 10:00 civarıydı. Hala Pendik’te olduğunu öğrenince kafamda bir şimşek çaktı. Filmlerde canlandırılan, hayatın bir anda hızlı çekime alındığı an budur işte. Acele tarafından motoruma atladım ve yola çıktım. Deniz hala sağımda. Onları otele götürecek servisin gelmek üzere olduğunu öğrenince gazı açtım biraz. Biraz, çünkü bu tür heyecanlı durumlarda dikkatin dağıldığını, kaza ihtimalinin arttığını, bir yerlerde okumadıysam bile akıl yürütüp bulabiliyorum. Yeri tam olarak bilmediğim, mesafeyi de tahmin edemediğim için sahil yolunda bolca git-gel yaptım, arada kapalı parka uğrayıp arkadaşların halini hatrını sordum, motosikletli trafik polisleriyle muhabbet ettim (ehliyetimi sormak suretiyle onlar başlattı muhabbeti), yeşersin diye sulanmış asfaltta kaymamak için cambazlık yaptım. Atlayarak ilerleyen film gibi hala gözlerimin önünde. Rü’ye sarılıp arkadaşların yanına ulaştıktan birkaç dakika sonra da servisler geldi (Gerçi, evi yürüme mesafesindeki Melek’lerde kalmaya karar vermişti daha önce, ama saati de göz önüne alınca acele hareket etmem şart olmuştu). Arkadaşlarla vedalaşıp, kısa sürüşlerle eve gidiş yolculuklarında hanımlara refakat ettikten sonra dönüş yolculuğuna koyuldum. O andan itibaren günün yorgunluğu artarak üzerime çökmeye başladı. Sahil yolunun bu kadar uzun olduğunu o ana kadar fark etmemiştim. Bağdat Caddesi trafiği, (bir kere tecrübe ettiğim) Fenerbahçe maçı sonrası kilidi kadar olmasa da oldukça fenaydı. Yolda hiçbir tehlike atlatmasam da eve sağ salim vardığım için şükrettim. Bütün gecemi ve günün yorgunluğundan arta kalan bütün enerjimi emen kısa motor gezim böyle gerçekleşti.