19.9.07

Gök Gözlemcilik - GÖMÜRLÜ

Herkes meraklıdır çocukluğunda uzaya. Ancak bazıları büyüyünce kaybetmez ilgisini, unutmaz merakını. Geceleri kafası yukarıda dolaşır, bol bol takılır bu yüzden yolda yürürken.

Benimkisi biraz bu türden. Merak vardı ama nasıl adım atacağımı bilmiyordum. Bir gün kardeşim dağcılık günlerimden kalma kamp malzemelerimi ödünç istedi. Arkadaşı ile TÜBİTAK’ın düzenlediği gökyüzü gözlem şenliğine katılacakmış. Daha sonra arkadaşının iptal etmesiyle kendimi katıverdim programa. Böylece kurulmuş oldu Kömürlü Gözlem Grubu "GÖMÜRLÜ": Biraderim ve ben.


Eski kaynaklarda ilk olarak M.Ö. 36’da karşımıza çıkan Perseid Göktaşı Yağmuru’nu yakalamak üzere 11–13 Ağustos 2005 tarihine ayarlanan 8. TÜBİTAK Gökyüzü Gözlem Şenliği ilk ve en önemli adım oldu.

Ülkenin çeşitli üniversitelerinin astronomi ve fizik bölümü öğrencileri ve öğretim üyeleri rehberliğinde gündüz eğitimler, güneş battıktan hemen sonra başlayıp sabaha kadar süren gök gözlemleri. Uzay, astronomi, gezegenler, yıldızlar, göktaşları vs. ile ilgili çok çeşitli bilgiler ve önce çıplak gözle, sonra değişik güçte teleskoplarla gezegenlerden bulutsulara bir sürü gök cisminin gözlemlenmesi. Özel organizasyon olarak da TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’ne (TUG) kısa bir gezi ve belki de hayatım boyunca göremeyeceğim bir teleskobu yakından görme fırsatı.


Artık gökyüzüne boş boş bakmıyordum, bazı şeylerin yerini, ya da nasıl bulunacağını öğrenmiştim. Kendi başıma gözlem yapma zamanım gelmişti. Işık kirliliği önemli bir engel olduğu için şehir merkezi çok verimsizdi bu iş için. Haftasonları kaçtığımız Silivri’deki yazlığın terası çalışma ortamı sağladı bize. Gerek ışık, gerekse gürültü kirliliği önemli bir olumsuzluk olsa da, önümüzü kesemedi. Şenlikte fotoğraf makinemden yararlanmak üzere aldığım üçayağa bir ara parça ayarlayıp yıllardır dolaptan çıkmakta pek çekingen davranan eski 7x50’lik dürbünü monte edince ufuk daha da genişledi.


29 Mart 2006’daki tam güneş tutulmasını İstanbul’dan parçalı olarak izledim ve dürbünle kağıda düşürüp inceleme fırsatımız oldu. 2006 yazında Burhaniye Ören’de kayınpederin yazlığında yaptığımız tatilin neredeyse her gecesi çıplak gözle gözlemle geçti. Elimizdeki 1-2 sayfalık bilgisayar çıktısı gök haritasında bulduğum yıldızları, takımyıldızları takip ettik hevesle.






Yine 2006 yazında Silivri’deki yazlığın terasından yaptığımız gözlemlerde Jüpiter’i ve dört büyük uydusunu görmeyi başardık. Bu arada fırsat buldukça da, sayısal makinemi kullanarak fotoğraf çekmekten geri durmadım. Tabii makinenin teknik özellikleri, ayın ötesine geçmeme engel oldu.




Son olarak Ağustos 2007’de kısıtlı olanaklarla (dürbün yeterliliği ve çevre ışıklarının izin verdiği ölçüde) ilk bulutsu tespitimizi gerçekleştirdik.









Bu arada bir kısmi, bir de tam ay tutulmasını Koşuyolu'ndaki evin
yakınlarından, şehir ışıklarının izin verdiği ölçüde gözlemledik.




GÖMÜRLÜ eylemleri devam edecek.


30.8.07

2007 F1 TR

23-26 Ağustos 2007, İstanbul, Kurtköy, İstanbul Park pisti. Bu seneki Formula 1 yarışında görevliydik eşim ve ben.

Perşembe sabahı itibariyle başladı görevimiz. Perşembe Direktör Charlie Whiting başta olmak üzere yarış yönetimi tarafından gerçekleştirilen genel teftiş ve sonrasında pist yürüyüşü vb. ek aktiviteler mevcuttu.

Genelde aşağıdaki gibi oturarak geçti gün.

Ara sıra da yatan arkadaşlara bakmak için ayakta.

Ekip aşağıdaki gibiydi. Soldaki turuncu tulumlu arkadaşlar, ki biri kulenin altında yatay pozisyonda, müdahale hakemleri, beyaz tulumlu arkadaş yangın söndürmeden sorumlu hakem arkadaş. Gri tulumlular ise, biz bayrak hakemleri.

Cuma günü F1 takımlarının antrenmanları vardı.

Bu 4 gün boyunca toplam 3 yarış organize edildi. Porsche Supermobil Cup, Grand Prix 2 ve Formula 1. Porsche Supermobil Cup çerez mahiyetinde olup pek az sorun yarattı. Porsche severler için ise pek keyifliydi. GP2, pilotlar için F1’e sıçrama için bir basamak olduğundan ve kuralları daha esnek olduğundan çok hareketli ve dolayısıyla çok kırıcı geçti. Cuma antrenmanlarında bile kaza yapıp hasar gören araçlar oldu.

Gün boyunca ayakta durma ve sürekli terleme sonucunda akşamları oldukça yorulmuş oluyorduk. Aşağıdaki, otobüsteki halimiz.

Cumartesi sabahı, her gün olduğu gibi, yine oldukça erken bir vakitte görev yerimize yerleştik.

İstanbul Park’a farklı bir açıdan bakış.

Afyonu patlamamış kule hakemlerinin gölgede enerji topluyor.

Aslında durum daha çok aşağıdaki gibiydi.

Ayakların sahibi tabii ki benim.

Cumartesi günü Porsche Supermobil Cup ve GP2 için sıralama turları ve 1. ayak yarışlar gerçekleştirildi. Günün en heyecanlı olayı ise F1 sıralama turlarıydı.

Sabahki F1 serbest antrenmanında güzel görüntüler vardı.

Son iki yılın şampiyonu Fernando Alonso. Dedikodulara göre puan sıralamasında çömezi Hamilton’ın gerisinde kaldığı için bunalımdaymış.

Kimi Raikonnen (Favorim).

Porsche Supermobil Cup oldukça keyifliydi aslında.

Gümüş renkli olan çok güzel görünüyordu.

Kule ekibi. Gamze, Bora ve Ömer.

Görev başında böyle görünüyorum.

Sıralama turları sırasında Hamilton.

Günün Kapanış aktivitesi ise bisiklet yarışıydı.

Ve müthiş gün geldi. Sabah yine kargalar kahvaltı etmeden görev yerimizdeydik. Gecenin nemi yüzünden her yerin sırılsıklam olması ilk sürprizdi. İkincisi ise arkadaşlardan birinin kaderine terk ettiği ekmeğe hücum etmiş karıncalardı.

İlk yarış olan Porsche Supermobil Cup yine oldukça keyifliydi. Yarış sırasında sorumluluğumuz fotoğraf çekmeye engel olduğu için aşağıdaki kareler yarış sonrası selamlama faslından.

Yarış biter bitmez iki Porsche 8. Opening’e yanaşıp oradan çıkış yaptılar. Nedendir anlayamadık.

Selamlama sırasında şöyle bir görüntü sergiliyorduk.

F1 öncesi pilotlar bir tırın üstünde pisti turlayıp seyircileri selamladılar.

Geçen seneki gibi direkler yoktu bu tırda ve bir arkadaşın dediği gibi striptizci kızlar gibi sarılamadılar bu direklere.

Araçlar başlangıç gridine dizilmek için piste çıktığında Nico Roseberg’i ve Fernando Alonso’yu yakaladım. Bu saatlerde görüş oldukça iyiydi.

Ancak en önemli zaman aralığında güneş, tam olarak araçların geldiği yönden vurdu yüzümüze. Güzel görüntüler oluştu oluşmasına ama işimizi yapmak çok zorlaştı. Aşağıdakinin David Coulthard olduğunu anlamak epey beceri istiyor.

Start-Finish düzlüğü haricinde çok az seyirci vardı. Organizasyon seyirci sayısını resmen açıklamamış ve bu sene, geçtiğimiz iki seneden daha az seyirci varmış.

Aşağıdaki, bahsi geçen düzlüğü tam karşıdan gören tribün.

Yarışın bitimiyle seyircileri pistten ayıran çitlerdeki kapılar açıldı. Herkes ödül töreni için piste hücum etti. Biz görev yerimizden gelene kadar tören falan kalmamıştı tabii.

Geçen sene burası çok daha kalabalıktı. Adım atamadığımı hatırlıyorum.

Ve biz, KHG, Kömürlü Hakem Grubu. Görevimizi hakkıyla yerine getirmiş olmanın verdiği mutluluk ve günlerdir sürdürdüğümüz çabanın getirdiği yorgunlukla, lojistiğin önünde dönüş transferini bekliyoruz.

Dönüş yolculuğumuzda da yaklaşık olarak böyleydik.

Bir F1 macerası da bu şekilde hayatımıza iz bırakıp geçti gitti.

31.7.07

Kara Şimşek

İşte Kara Şimşek,
Ayağımı yerden kesen sevgilim.
Özgürlüğümün başlangıcı.
Biraz alıştıktan sonra, kendimde Boğaz Köprüsü'nü geçecek cesareti buldum.
2-2,5 ay motorla işe gidip geldim. İnanılmaz bir zaman ve enerji tasarrufu.
Aldığım keyif bir yana.
3 buçuk ayda 1500 km yaptım. Oldukça az aslında.
Ama keyifli olan (kullanımımı zorlaştırsa da) artçımla gezmek. O zaman gitmek kadar gidilen yerin keyfi de çıkıyor.
Tabii gerçek görünüşümüz aşağıdaki gibi.

8.7.07

İstanbul'un sakin bir akşamüstü

Önce duruyorlardı oldukları yerde...


Sonra akmaya başladılar...





Ve sonrasında...

Gecenin şehir yüzü.

Gecenin gök yüzü.